İçeriğe geç

Temyize kim bakar ?

Temyize Kim Bakar? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden İnceleme

Hepimizin günlük hayatında küçük, ama önemli olan bir soru var: “Temyize kim bakar?” Hukuki bir terim olarak, temyiz, bir kararın üst mahkemede yeniden incelenmesi anlamına gelir. Ancak, bu soruyu sadece hukuki bağlamda sormuyoruz, toplumun her katmanında, her farklı grubun bu “temyiz” fırsatına nasıl eriştiği ve buna nasıl yaklaşacağı da ciddi bir mesele. Herkesin adalete erişimi eşit mi? Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından baktığımızda bu sorunun yanıtı hiç de basit değil.

Adaletin Erişilebilirliği: Temyiz ve Farklı Grupların Durumu

Hepimiz aynı şekilde adalete erişiyor muyuz? Veya bu soruya verilecek cevap, yaşadığımız çevreye, kim olduğumuza ve hatta toplumsal cinsiyetimize göre değişiyor mu? İstanbul’da çalışırken, toplu taşımada gözlemlediğim pek çok şey, bana adaletin nasıl işlendiğini, kimlerin “temyiz” hakkına sahip olduğunu ve kimlerin bu haklardan mahrum kaldığını düşündürüyor.

Bir sabah işe giderken, metrobüste yaşlı bir kadının cebinden cüzdanı çalındı. O an, kadın oldukça sinirli ama ne yapacağını bilemiyor. Çevresindeki insanlar da durumu fark etmiş ama kimse müdahale etmiyor. Cüzdanını çalan kişi çok genç, belki 20 yaşlarında ve hızla kalabalığa karışıyor. Herkes biraz çekingen, belki de korkuyor. O kadının adalet talebinin, toplumda her zaman yeterince duyulmadığını düşündüm. Yaşlı kadının hakları neredeyse yok sayılıyor. Zira, toplumda yaşlılara yönelik ayrımcılık, zaman zaman başvuracakları hukuki yolları bile kısıtlayabiliyor. Bu yaşanan, küçük bir “temyiz” arayışının, aslında bir “ses” arayışı olduğunun da göstergesiydi.

Temyize Kim Bakar? Toplumsal Cinsiyet Perspektifi

Toplumsal cinsiyet, temyize kim bakar sorusunda büyük bir rol oynuyor. Kadınların ve erkeklerin adalete erişim süreçleri, bazen çok farklı olabiliyor. Özellikle işyerlerinde, kadınların daha fazla maruz kaldığı ayrımcılık ve mobbing gibi durumlar, onların hukuki yollarla adalet arayışını engelliyor. Kadınlar, genellikle işyerindeki haksızlıkları seslendiremedikleri gibi, haklarını savunmaya çalışırken toplumsal normlar ve önyargılarla da boğuşmak zorunda kalıyorlar.

Geçenlerde bir arkadaşım, kadın olduğu için terfi etmekte zorlandığını anlattı. İşiyle ilgili hak ettiği yükselme fırsatını bulamamıştı ve başvuracağı bir “temyiz” süreci de yoktu. Bu durum, onun işyerindeki adalet arayışını ne kadar sınırladığını gösteriyor. Toplumda “erkek egemen” alanlarda çalışan kadınlar, bazen temyiz gibi hakkını arama yollarını dahi denemeye cesaret edemiyorlar, çünkü bu girişimlerin onları daha da dışlayacağına inanıyorlar. Haksızlıkla mücadele ederken, bazen sesini yükseltmek, girdiği ortamda daha da baskılanmasına yol açabiliyor.

Sosyal Adalet ve Çeşitlilik: Temyize Kim Bakar?

Farklı etnik kökenlerden gelen insanlar da, temyiz hakkını kullanma konusunda büyük zorluklarla karşılaşıyor. İstanbul’da çalışırken, yerel pazarlarda karşılaştığım göçmenlerle sohbet etmek, bu durumu ne kadar derinden etkilediğini görmeme yardımcı oldu. Çoğu, hukuki süreçlere ve temyiz hakkına dair yeterli bilgiye sahip değil. Bununla birlikte, yerel halkla etkileşimlerinde de sosyal adalet açısından ciddi eşitsizliklerle karşılaşıyorlar.

Bir pazarda, Suriye’den gelen bir mülteci kadının bana şunları söylediğini hatırlıyorum: “Bizim için buradaki adalet sistemi çok karmaşık. Temyiz, benim için neredeyse ulaşılmaz bir kavram.” O kadar zorlanıyorlardı ki, haksız yere işten çıkarılmak ya da zorbalığa uğramak gibi durumlarla karşılaştıklarında, temyiz yoluna başvurmanın ne kadar zor olduğunu fark edebiliyordum. Hangi göçmen bu tür bir sürece başvurabilir? Hangi göçmen, dil bariyerleri ve hukuki engellerle mücadele ederek sesini duyurabilir?

Burada, toplumsal çeşitliliğin ve sosyal adaletin, hukuki süreçlere nasıl yansıdığını anlamak önemli. Temyiz, sadece bir kavram değil, adaletin ve eşitliğin simgesidir. Herkesin bu hakkı kullanabilmesi gerektiği bir dünyada, adalete ve temyize erişim, yaşadığımız toplumsal yapıya, kimliğimize ve deneyimlerimize göre değişiyor.

Sonuç: Adaletin Evrensel Olması İçin Ne Yapmalıyız?

Temyize kim bakar sorusu, her birimizin yaşamında bir anlam taşır. Ancak, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açılarından baktığımızda, bu soru, sadece hukuki bir kavram olmaktan çıkıp, toplumdaki eşitsizlikleri gözler önüne seren bir soruya dönüşür. Kimler temyize başvurabiliyor? Kimler bu hakkını kullanamıyor? Bizler, bu sorulara yanıt ararken, günlük hayatın içindeki tüm bu eşitsizliklere de dikkat etmeliyiz.

Sokaklarda, işyerlerinde, toplu taşımada ve diğer sosyal alanlarda, kimlerin adalet arayışına ses verileceğini sorgularken, belki de yapmamız gereken ilk şey, eşitlikçi ve adil bir toplum yaratmak için sesimizi yükseltmek ve her birimizin adalet hakkını savunmaktır. Çünkü temyize kim bakarsa, adaletin gerçek anlamda herkese ulaşmasını sağlamak da o kişilerin sorumluluğudur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
https://piabella.casino/