Karabuğday Bir Buğday Mıdır? Gerçeklerle Yüzleşmenin Tam Zamanı!
“Glütensiz mucize” mi, yoksa pazarlama dünyasının en büyük illüzyonlarından biri mi?
Son yıllarda “sağlıklı beslenme” akımlarının en gözde kahramanlarından biri karabuğday. Market raflarında parlayan paketleriyle, restoran menülerinde gurme seçenek olarak sunulan bu ürün, pek çok kişinin aklında tek bir soruyu uyandırıyor: Karabuğday gerçekten bir buğday mıdır, yoksa adında geçen ‘buğday’ kelimesi sadece bir aldatmaca mı?
Evet, bu yazıda bazı kesimleri kızdıracak ama gerçeği söylemekten de çekinmeyeceğim: Karabuğday, adında “buğday” geçtiği hâlde, aslında bir buğday değildir. Üstelik mesele bununla da bitmiyor. Bu bitkinin popülerleşmesinin arkasında ciddi bir bilgi kirliliği, bilinçli pazarlama oyunları ve tüketicinin zayıf noktalarına oynayan söylemler yatıyor.
—
Adında ‘Buğday’ Geçiyor Diye Kanmayın
Karabuğday, buğdaygiller familyasına ait değildir. Hatta bilimsel sınıflandırmada Polygonaceae yani kuzukulağıgiller ailesine mensuptur. Yani genetik ve botanik açıdan buğdayla en ufak bir akrabalığı yoktur. “Tahıl” diye anılsa da aslında psödotahıl yani yalancı tahıllar grubundandır.
Peki neden hâlâ “buğday” kelimesiyle anılıyor? Çünkü algı yönetimi burada devreye giriyor. “Karabuğday” ismi, kulağa hem tanıdık hem de sağlıklı gelen bir alternatif gibi geliyor. Oysa gerçekte, bu isim pazarlama dünyasının elinde güçlü bir silaha dönüşmüş durumda.
—
Glütensiz Diye Sağlıklı Olmak Zorunda mı?
Karabuğdayın en çok öne çıkarılan özelliği glütensiz oluşu. Bu yüzden çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti olanlar için önemli bir alternatif haline geldi. Ancak glütensiz olmak, otomatik olarak sağlıklı olmak anlamına gelmez.
Karabuğday ürünleri, özellikle işlenmiş formda tüketildiğinde yüksek karbonhidrat içerebilir. Üstelik, sanıldığının aksine her zaman düşük glisemik indeksli değildir. Dahası, bazı üreticiler glütensiz etiketi altında karabuğdaya çeşitli katkı maddeleri ekleyerek ürünün doğallığını gölgeler.
Şimdi soralım: “Glütensiz” etiketi bizi kandırıyor olabilir mi? Sağlıklı beslenme adına bu kadar kolay ikna olmamız, gıda endüstrisinin işine mi geliyor?
—
Besin Değerleri Üzerine Aşırı Abartılar
Karabuğdayın proteinden zengin ve aminoasit açısından dengeli olduğu doğru. Fakat bu durum, onu “süper gıda” ilan etmek için yeterli mi? Gerçek şu ki, pek çok baklagil ve tahıl da benzer hatta daha yüksek besin değerlerine sahip olabilir.
Bir başka tartışmalı nokta da antinutrient içeriği. Karabuğday, fitik asit gibi bazı bileşenler içerir; bunlar minerallerin emilimini azaltabilir. Yani her şey göründüğü kadar mükemmel değildir. “Doğal” diye pazarlanan bir gıda, bazı açılardan vücut için zorlayıcı da olabilir.
—
Karabuğdayın Yükselişi: Moda mı, İhtiyaç mı?
Kabul edelim: Karabuğdayın popülerliği, bilimsel gerçeklerden çok yaşam tarzı trendlerine dayanıyor. Glütensiz beslenme modası, sağlıklı yaşam blogları ve influencer’lar sayesinde bir anda yıldızı parladı.
Ama dürüst olalım: Kaç kişi karabuğdayın botanik kökenini, işlenme süreçlerini veya potansiyel yan etkilerini gerçekten biliyor? Bu gıdaya yönelmek bilinçli bir tercih mi, yoksa iyi tasarlanmış bir algı operasyonunun sonucu mu?
—
Tartışmaya Açık Sonuç: Yeniden Düşünme Zamanı
Şimdi tekrar soralım: Karabuğday bir buğday mıdır? Cevap net: Hayır. Peki bu onu tamamen değersiz yapar mı? Elbette hayır. Ancak gözümüz kapalı şekilde “sağlıklı” etiketiyle her sunulana inanmak da bizi bilinçli bir tüketici yapmaz.
Karabuğday, doğru şekilde tüketildiğinde değerli bir besindir. Fakat onu mucizevi bir süper gıda gibi yüceltmek, bilimi ve sağduyuyu bir kenara bırakmaktır.
—
Son Söz: Sorgulamaktan Vazgeçmeyin
Gıda dünyasında hiçbir ürün kutsal değildir. Karabuğday da buna dahil. Onu “glütensiz kahraman” olarak göklere çıkarmadan önce, arkasındaki gerçekleri anlamak ve kendi vücudumuzun ihtiyaçlarını sorgulamak zorundayız.
Çünkü sağlıklı beslenme, trendleri takip etmekle değil, bilgiyle hareket etmekle mümkündür. Ve belki de en provokatif soru şu: Biz gerçekten sağlıklı beslenmek mi istiyoruz, yoksa sadece sağlıklı hissetmek mi?