İçeriğe geç

Önem vermek yerine ne kullanılır ?

Önem Vermek Yerine Ne Kullanılır?

Hayat bazen içini karartan, kasvetli bir odada sıkışmış gibi hissettirir. Kayseri’nin o kış akşamları, karanlıkların erken çöktüğü, yavaş yavaş üşümeye başladığın zamanlarda, duygular birden hepsiyle seni sarar. Ama ben, Kayseri’de yaşayan 25 yaşında, duygularını saklamak yerine onlarla dans etmeyi tercih eden biriyim. O yüzden duygularım bazen kabarıyor, bazen yavaşça kendini gösteriyor. Ve ben, her duyguyu tam anlamıyla hissedebilmek için hep bir şeylerin peşinden koşuyorum. Sonunda şunu fark ettim: “Önem vermek” yerine ne kullanılır?

Bir Yudum Kahve ve Bir Söyleyişin Derinliği

Bugün, kahvemi yudumlarken düşünmeye başladım. Bir arkadaşım, hayatındaki birçok şeyin aslında “önem verilmesi” gereken şeyler olduğunu söylüyor. Gerçekten de bazen, insanlar sana değer vermek yerine, ne kadar önemsediklerini belirten o cümleyi kurmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Ben de öyleydim, ya da en azından bir zamanlar öyleydim.

Bir akşam, Kayseri’nin merkezinde, soğuk rüzgarın sesiyle uyanırken hissettiğim duygular, bu soruyu sordurttu bana. O an, aklımda çok şey vardı. Ama en çok düşündüğüm şey, insanlar arasında bir yere sahip olmak, sevilmek, anlaşılmak, anlamak… Yani, her şeyi iyi yapmaya çalışıyordum ama, bir şey eksikti.

O eksik olan şeyin ne olduğunu anlamak zor olsa da, bir cümle takıldı dilime: “Önem vermek yerine, başkalarının hislerine gerçekten değer ver.” Bunu önce kabullenmek istemedim. Çünkü hepimiz, başkalarının bizi önemsemesini bekleriz. Ama fark ettim ki, bu bazen tek başına yeterli olmuyor. Birine değer vermek, ona kendini özel hissettirebilmek çok daha derin bir şey.

Hayal Kırıklığı ve Yeni Başlangıçlar

Hayatımda beni gerçekten etkileyen bir şey vardı: Kendisini sevmediği bir yerde birileri tarafından sevilmek. Kimse seni anlamıyorsa, ya da seni ne kadar önemsediğini dile getirmekte zorlanıyorsa, o zaman bu duygunun değeri de farklılaşıyor. Bazen, birinin “önem verdiği” şeyler, senin için hiç anlam taşımaz. Ama birisinin gerçekten “değer verdiği” şeyleri anlamak, o kişiyle kurduğun bağları daha derinleştiriyor.

Bir arkadaşım vardı, bizim eski semtimizde aynı okulda okumuştuk. Zamanla her şey değişti, herkes bir yere savruldu, ama o hep bir kenarda durup “önemli değil” demeyi tercih etti. Oysa o zamanlar, en çok ihtiyacım olan şey, bana değer verildiğini hissetmekti. Belki de bu yüzden her şey “önem vermek”le ilgiliymiş gibi geliyordu. Fakat bir gün, birlikte kahve içerken bana şunu söyledi: “Önem vermek, bence sadece başkalarına duyduğun ilgiyi değil, aynı zamanda o ilgiyi senin hissetmenizi sağlayacak şekilde onlara sunabilmek demek. Yani, bu sadece bir duygu değil, bir eylem hâline gelmeli. Değer vermek, değil mi?”

Evet, “değer vermek”… O an ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Sadece başkalarına duygusal bir bağ hissettirmek değil, aynı zamanda o değerin, o ilişkinin sürdürülebilir olabilmesi için çaba sarf etmekti önemli olan.

Heyecan ve Umut

O kadar garip ki, her gün değişen bu dünyada, birinin “önem vermek” yerine sana gerçek anlamda değer vermesi insanın içini ısıtıyor. Birinin seni dinlemesi, seni anladığını hissettiriyor. O anlarda heyecanlanıyorum, bir anlamda hayata yeniden bağlanıyorum. Bazen gözlerim dolar, bazen çok gülüp eğleniyorum, çünkü değer verilmek, fark edilmek, aslında insanın ne kadar derin ve zengin bir duygu dünyasına sahip olduğunu gösteriyor.

Benim için Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürürken hissettiğim bu duygular, umutla birleşiyor. İnsanların sadece “önem vermek” yerine, “gerçekten değer vermek” gerektiğini anlaması, bir adım daha ileri gitmek demek. O yüzden, bir gün, seninle böyle bir sohbet yaparken, “Seninle ilgili ne hissettiğimi anlatamam, çünkü senin bana nasıl hissettirdiğini anlatmaya çalışırken kelimeler eksik kalıyor” dediğimde, sadece seni değil, kendimi de çok derinden hissediyorum. Çünkü birine değer vermek, bazen cümlelerle, bazen bakışlarla ifade edilebilecek bir şey değil; bu, bir içsel yolculuğun dışa yansıması.

Önem Vermek ve Gerçekten Değer Vermek

Hikayemde, Kayseri’nin o karlı günlerinde birkaç dakika sessizce durup, hayatın anlamını düşündüğüm anlar var. O anlarda fark ettiğim şey şu oldu: Önem vermek sadece kelimelerle ifade edilen bir şeyken, gerçek anlamda birine değer vermek, onun her halini kabul etmek, ona bir alan yaratmak ve içsel dünyasında var olabilmene izin vermek demek.

İçindeki kırıklıklarla başa çıkmak ve birilerine hayatını, duygularını açmak çok kolay değil. Fakat, bir insanın gerçekten değer verdiği zaman, o kırıklıkların birer yapı taşı haline geldiğini görüyorsun. Birinin sana değer verdiğini görmek, sadece ilişkilerde değil, hayatın her anında sana güç veriyor.

Ben de, hayatımda “önem vermek” yerine birilerine “değer vermeye” başladım. O an, Kayseri’nin o gri sokaklarında yalnız yürürken içimdeki huzuru buldum. Ve şunu fark ettim: Aslında değer vermek, insanı en derin yerinden etkileyen, ona yüreğini açan bir şeydi. Önem vermek, zamanla kaybolan bir duygu; ama değer vermek, kalıcı bir iz bırakıyordu.

Sonuç: Değer Vermek İçin Bir Adım Atmak

Birine değer vermek, o insanı tanımak ve en iyi hâlini görmek demekti. Bunu başarmanın zorluğunu biliyorum. Ama şunu fark ettim: İnsanlar yalnızca kendilerine değer verildiğini hissettiklerinde kalıcı bir bağ kuruyorlar. Hayatımda çok kez “önem verildiğini” hissettiğimde kaybolan bir şeyler olmuştu. Ama birine değer verdiğimde, hem kendimi hem de o insanı daha iyi tanıdım. O yüzden, önemli olan bir şey var: “Önem vermek yerine, gerçekten değer vermek… Çünkü gerçek değer, her şeyin ötesinde bir his yaratıyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
https://piabella.casino/